Eğitim Öğrencilere Saygıyla Başlar ! 

OKULA BAŞLARKEN…

Okul, çocuğun gelişiminde önemli adımlardan biridir. Okula başlama çocuk için yeni ve karmaşık bir sosyal çevreye girmek, birey olarak toplumda yer almak, dış dünyaya açılmaktır. Okul, sosyalleşme sürecinde ilk toplumsal kurumdur. Burada alacağı eğitim, çocuğun ruhsal ve toplumsal bakımdan gelişmesini, kendisini geliştirecek beceriler kazanmasını, toplumla uyum sağlayabilmesini ve mutlu olabilmesi yolunda gereksinme duyduğu konuları öğrenmesini sağlayacaktır. Okulların açıldığı ilk günün hem öğrenciler, hem anne babalar hem de öğretmenler açısından çok büyük bir önemi ve heyecanlı bir yanı vardır. Biz eğitimciler özellikle ilk günün öğrencilerimiz açısından mutlu, keyifli ve eğlenceli geçmesini arzu ederiz. Ancak bazı çocuklar yeni bir ortama uyum sağlamakta zorlanabilirler ve desteğe ihtiyaç duyarlar. Bu destek bölümünde anne-babaların da uygulayabilecekleri bazı önerileri sizlerle paylaşmak istiyoruz. Bu arada her çocuk ve ailenin de farklı olduğunu, dolayısıyla her yöntem ve her önerinin bütün çocuklar için uygun olmayabileceğini unutmamak gerekir. Önerilerden çocuğunuza ve kendi aile yapınıza uygun olanları değerlendirebilirsiniz. Aslında uyumla ilgili zorlukların sadece okulun ilk günü yaşanacağını düşünmemek gerekir. Uyum süreci bazı çocuklarda okulun ilk gününden önce başlar, okullar açıldıktan sonra 1-2 hafta devam edebilir. Özellikle okullar açıldıktan sonra devam eden durumlarda sınıf öğretmenleri sizlere yardımcı olacaktır.

EVDE HAZIRLIK…

Öncelikle onun duygularının (varsa endişelerinin) doğal olduğunu kabul edin.

Çocuğu okula hazırlayıcı bir ön konuşma yapın.

Kendi okul anılarınızdan bahsedebilirsiniz.

Çocuğunuz okuldayken diğer aile bireylerinin ne yapıyor olacağını anlatın.

Duygularını paylaşmasını sağlayın.

Okulda kullanacağı malzemeleri almak için beraber alışverişe çıkın.

Okullar açılmasına yakın uyku saatlerini düzenleyin.

OKULA GELMEDEN…

Yatmadan önce ertesi gün yapacaklarınız sırasıyla anlatın.

Birlikte güzel bir kahvaltı yapın.

Onu çok sevdiğinizi ve onunla gurur duyduğunuzu önemle vurgulayın.

Çok sevdiği küçük bir oyuncağı okula getirmesine izin verin.

Evden çıkarken çocuğunuza sakin ve mutlu görünmeye çalışın. Olumlu bir tutuma sahip olun. Kaygınızı çocuğunuza yansıtmamaya çalışın. Kaygı özellikle ebeveyn ve çocuk arasında bulaşıcıdır.

OKULUN İLK GÜNÜ…

Direnç gösterir ve gelmek istemezse duygularını anlamaya çalışın, onu yargılamayın, gözyaşlarını engellemeyin.

Sakin olun, Ona her şeyin yolunda gideceğini, arkadaşlarının ve öğretmeninin onu sabırsızlıkla beklediğini ifade edin.

Okula geldiğinizde beraber tekrar okulu gezin, Ayrılma anını kısa tutmaya çalışın.

Sınıf öğretmenlerinden yardım isteyin.

Günün sonunda, eve geldiğinde okulda yaşadıklarıyla ilgili onunla konuşun.

Anne-babaların karşılaştığı sorunlara çözüm önerileri:*
* Nasıl bir ana okulu ?

Günümüzün çocukları, anne ve babaları gibi geniş bir aile yapısı içinde çok kardeşli ortamlarda değil, genellikle ebeveynlerinin tek evladı olarak büyüyor. Bu durum birçok ayrıcalığı beraberinde getirse de tek başına veya iki kardeş büyüyen çocukların gelişimlerinde birçok sıkıntı yaşanabiliyor. Sosyalleşmeleri ciddi şekilde sekteye uğrayan bu çocukların imdadına, okul öncesi eğitim alabileceği ve birçok arkadaşa sahip olabileceği akranları yetişiyor. İnsan kişiliğinin oluşmaya başladığı bu yıllarda bilinçli bir şekilde anaokullarında yetişen çocuklar, paylaşmayı, kendini ifade etmeyi ve becerilerini geliştirmeyi öğreniyor. Çocuğu okul öncesi hayata hazırlayan bu kurumların ise doğru seçilmesi hayati önem taşıyor. Çünkü doğru seçilen anaok. hem çoğunun aile ortamından sosyal çevreye geçişte yaşadığı adaptasyon sorunlarını en aza indiriyor, hem de doğru bir eğitim almasını sağlıyor.

 

·         Adaptasyon sorunu var. Ne yapmalıyım?
Çocuğun anaok. ortamına alışması, yeni alışkanlıklara uyum sağlaması, kaynaşmayı öğrenmesi, kendi ayakları üzerinde durması için belli bir süreye ihtiyacı vardır. Ailelere bu noktada büyük bir iş düşüyor. Bazı aileler çocuklarının kendilerine bağımlı olduğunu söyleyerek anaokuluna vermek istemiyor. Ama burada önemli olan çocuğunuzun size ne kadar bağımlı olduğu değil, sizin çocuğunuza ne kadar bağımlı olduğunuzdur. Doğal olarak hayatın ilk yıllarında çocukla anne arasında duygusal ve fiziksel olarak güçlü bir bağ oluşuyor. Çocuk kendini annesiyle bir bütün olarak algılıyor. Böyle bir alışkanlıktan kurtulmak kolay değil. Bu gibi durumlarda annelere çok büyük görev düşüyor. Anne sakin, sabırlı ve güvenli olmalıdır. Çünkü annenin tüm duyguları aynen çocuğuna yansır.

 

 


* Çocuğum sık sık hastalanıyor
Bu yaşlar çocukların hastalıklarla yeni tanıştığı bir dönem olduğu için bu problemi çok yaşıyoruz. Çocukların anaokullarında eve oranla daha fazla hastalanmasının birçok nedeni vardır. Okula başladığı yaşa kadar çocuk çok korunaklı büyütülmüşse, doğal olarak toplu yaşama geçtiği ilk dönemlerde vücudu zayıf oluyor. Bu nedenle ilk dönemlerde bu tür rahatsızlıkların yaşanmasını biz normal karşılıyoruz. Çocukların kolay hastalanmasının bir diğer nedeni de okul olabilir. Eğer okul iyi ısıtılmıyor, iyi temizlenmiyor, havalandırılmıyorsa ve yeterli sayıda öğretmen bulundurulmuyorsa hastalık kaçınılmazdır. O yüzden aileler okul seçerken bu hususlara da mutlaka dikkat etmelidir.

 

·         Çocuğum 5 yaşında, bu yıl anaokuluna başlatacağız; ama daha küçük olduğu için tam gün gitmesini istemiyorum

Bu mantık ve duygular tipik bir “koruyucu ebeveyn” tavrı. Bazı aileler çocuklarını kendilerinin olmadığı bir ortamda bırakmaktan çok çekiniyor. Onlar yokken başlarına bir şey gelmesinden korkuyorlar. Şüphesiz bir çocuğa en iyi ailesi bakar. Ama bu kaç yaşına kadar bu şekilde devam edebilir? Ayrıca çocuğunuzun kendine güvenebilmesi için farklı ortamlara girmesi şarttır. Aileler okulun çocukların davranışlarını kısıtlayan, onları korkutan değil, tam tersine onları cesaretlendiren, hayatı öğreten bir ortam olduğunu düşünmelidir.

* Okul ararken en çok nelere dikkat etmeliyim?
Mekânlardan önce insanlara bakmalısınız. Çocuklar mutlu mu? Rahatça iletişim kuruyorlar mı? Bir telaş ve panik havası var mı? Çocukların hepsi bir yerde mi (bu yemek, özel bir kutlama, akşam gidiş saatleri gibi, bazı saatler de olabilir, normaldir)? Her grup ayrı ayrı alanlarda yaşlarına göre ayrılmış durumda mı? Öğretmenlerin mi yoksa öğrencilerin mi sesi daha fazla çıkıyor? Okul çok mu sessiz? Ortalarda başı boş dolaşan çocuklar var mı? Okul müdürü görevinin başında mı? İnsanlar güler yüzlü mü? Bu ve benzeri kişi ve ilişkileri incelemelisiniz. Kuşkusuz fiziksel mekân yeterliliği de çok önemlidir.



* Tatil dönüşlerinde okula giderken huysuzluk yapıyor

Bazı çocuklar kişilik yapısı gereği anne babaya daha bağımlı oluyor. Okulu ne kadar sevse de, ilk tercihi daima ailesiyle kalmak oluyor. Çocuğunuzu bu şekilde kabul edip, her seferinde yeni başlıyormuş gibi düşünün ve kararlı olun.